31 Ocak 2007

Sarmisakli Cicek Ekmek ve Lahmacun

Gelelim bu aksamin tariflerine: Sarmisakli cicek ekmek ve lahmacun.


Arada bir kitapciya gidip, kahve alip kitaplari karistirmak bir donem en buyuk eglencelerim arasindaydi. Simdi ise oglen, yemek tatillerinde firsat buldugumda (patron olmadiginda:)) yine kitapcilara gitmeye calisirim. Bazen butun yemek kitabini alacak yerde, icinde ki cok begendigim bir tarifi oturup orada yazmayi tercih ediyorum (yemek kitabi yazarlari duymasin:)) Iste yukarida ki sarmisakli cicek ekmegi tarifi de onlardan biri. Ne yazik ki kitabin adini almamisim. Tahmin edersiniz ki bir Amerikan yemek kitabi. Tarifi hamur isleri bolumunde.

Lahmacunlar ise, bizim evde hafta sonu kolaycacik yapilan tariflerden biri. Tabii tortilla hamurlari ile. Goruldugu gibi, firina aluminyum folyo doseyip, uzerine de lahmacunlari koyup 170 derecede pisiriyorum. Tum tarife yine hamur islerinden ulasabilirsiniz.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Uc gundur yagmur yagiyor San Diego'da. Hem de bardaktan bosanircasina. Nazar mi degdi bizim o guzel havalara ne. Gecen aksam, yine yagmurlu bir aksamda cocuklarla evde otururken, kapi caldi. Bu saatte kim olabilir diye dusunerek kapiyi actim. Karsimda soguktan donmak uzere, uzerinde incecik pijamalarla aglamaktan yuzu gozu salya sumuk icinde bir kiz duruyordu. Ben daha "kimsiniz" diye sormadan, kizim atladi "gel iceri" dedi. Tugce'nin okuldan arkadasiymis ve bizim eve uc-dort ev ilerde ki evde oturuyorlarmis. Hic haberim yok. Kiza ne oldugunu sordugumda, verdigi cevap "babam beni evden kovdu" oldu. Bizim evden annesini aradi, annesi geldi onu aldi ve kizini teselli ederken "hic de kucuk bir hata degildi" diyordu.

Oturdum dusundum tabii. 12 yasinda bir kizi, babasi gecenin bir vakti pijamalari ile sokaga atiyor. Ustelik bu da, San Diego'nun iyi diye bilinen semtlerinden birinde oluyor. Kizin gidecegi hic bir yan komsusu da yok ve okul arkadasinin evine gidiyor. Bu adam kizini evden kovarken, kizinin basina gelebilecekleri hic mi dusunmedi acaba? Bazen biz burada yalniz oldugumuzu dusunuyoruz ama surasi bir gercek ki Amerikalilar cok daha yalniz. Biz yine basimiz sikissa, hani bu yasta bile hala annemiz-babamiz var diyebiliyoruz. Onlar ise 18 yasinda kapinin onune konuluyor ve baslarinin caresine bakmalari isteniyor. Bilmiyorum hangisi daha dogru. Bu derece bagimli iliskiler mi, yoksa hicbir bagi olmayan iliskiler mi?

29 Ocak 2007

Etli Rezene Yemegi

Gecen gun arap markete gittigimde bu otlari gordum. "Herhalde Egeliler bu otlari biliyor ve yemek de yapiyorlardir" diye aklimdan gecirdim. Otlarin uzerinde "fennel" oldugu yaziliydi. Bildigim bir kelimeydi ama cikaramadim bir turlu. Neyse, nasilsa yenmeyecek bir sey satmazlar ya, markette diye dusunerek aldim. Hem de bir kilo. Eve gelip, yikadim, guzelce dogradim. Guzel de bir kokusu vardi. Sonra sozluge bakmak aklima geldi. Rezene imis. Hay Allah rezene ile de ne pisirilir, simdi bu otlar elimde kaldi diye dusunurken, internette yaptigim arastirmalar sonucunda Ege'ye ait bir yemek oldugunu ve kuzu eti ile pisirildigini ogrendim. Hatta bir kac sitede bununla ilgili bir fikra da vardi. Buraya yazmadan edemedim:

Adamin biri bir gun Ege'de pazara gitmis ve koylulere "bu ne" diye sormus. Koylude ona "o sana gitmez" demis. Koylu adam icin 'bu zamana dek ogrenemediysen, bundan sonra da ogrenmesen olur' diye düşünmüş.

Siz de artik gec olmadan rezeneyi kesfedin. Mis kokulu, nefis bir sebze yemegi. Tarifi et yemeklerinde.


28 Ocak 2007

Mimlediklerimizden misiniz? Yoksa mimlemediklerimizden misiniz?

Sevgili Suheyla sayesinde, ben de bu oyuna dahil olmusum, bir baska degisle ben de mimlenmisim. Oncelikle bu kisma sevgili Suheyla'nin sayfasindan cok sevdigim asagida ki kismi, izniyle oldugu gibi alinti yapmak istiyorum.

"Öncelikle mimlenmek konusunda kısa bir bilgi vereyim,eskiden insanlar kitap okurken,önemli buldukları yerleri mühim manasında bu kelimenin baş harfi olan mim ile işaretlerlermiş,yani mimlenmek önemsenmek manasına gelirmiş."

ve cok tesekkurler sevgili Suheyla beni onemsedigin icin.

Simdi kendimle ilgili bir kac kelam yazma zamani:

* Egitime hayran bir ailenin kizi olarak bana "oku" dendi. Ben de 5 yasimdan beri okudum. Master, doktora, doktora sonrasi arastirma, Amerika'da ikinci bir master girisimi derken, 2005'te hayatimin akisini degistiren bir olay yasadim.

* 2005'te minik kizimin ameliyati ile, yasam-hastalik-olum ucgeninde hayatimda ilk defa korkuyu, caresizligi yasadim. Bu donemde babamin bana hep soyledigi, ama benim bir kulagimdan girip oburunden cikan su sozlerin ne buyuk anlami oldugunu anladim "kimseye muhtac olmadan, saglik icinde iki kap yemek yiyebiliyorsan, dunyada senden mutlu insan yoktur". Ve yine bu donem de mudurlerimin nasihatleriyle, master'i bitirmeme cok az bir sure kala, "okumayi sonlandirip", hayatimin akisini degistirecek kararlar aldim.

*Oldukca guler yuzlu, arkadas canlisi biriyim. Insan ayirimi yapmam, insan secmem. Herkesten ogrenilecek bir sey olduguna inanirim. Nerede olursak olalim, ne olursak olalim, ne kadar zengin yada basarili olursak olalim, bloglarimiz ne kadar cok hit alirsa alsin, yuregimizin buyuklugu kadar insaniz bence. Hayatimdan kolay kolay hic kimseyi cikarmam. Ama parmaklarindan biri kangren olmus ve sana zarar veriyorsa o parmagi kesmek gerektigine de inanirim.

*Oldukca espriliyim, kendimi guvende hissettigimde esprili yanim agir basar. Ama zaman icinde espri de yerini biraz huzune, biraz ozleme birakti bende.

*Hayati sade yasamayi severim, israfi sevmem, luksu, gosterisi sevmem. Oldugum gibiyim, dusundugumu soylerim, politikayi sevmem. Politik ve gosteris meraklisi insanlari sevmem. Kompleksli ve ic huzuru olmayan insanlardan uzak durmaya dikkat ederim, cunku bunlarin kimseyle dost olamayacaklarina inanirim.

*Babama zaafim vardir. Bu yasta hala, dunyada ki en akilli, en filozof, en ileriyi goren ve en yuce yurekli babanin benim babam oldugunu dusunurum.

*Cok severek evlendim ve esimi hala ayni buyuk askla seviyorum. Kizlarima ve evlenmeyi dusunen herkese onerim, kesinlikle sevgi evliligi yapmalari. Cunku hayatin dar ve zor yollarinda insanin guvenerek tutacagi bir ele ihtiyaci var.


Sanirim biraz fazla oldu, ne yapayim insana her zaman kendini anlatma firsati verilmiyor ki:))

Peki benim mimlediklerim: Taaa basindan beri vefali bir blog dostum olan Hayat'i, kendime yakin hissettigim Kuzine , Hulya ve Figen'i, bana nedense hep esrarengiz gelen Tata'yi ve aramiza yeni katilan Aybike'yi ben de sobelemek istiyorum. Aslinda Gul'u de sobeleyecektim ama biraz evvel baktigimda zaten sobelenmis oldugunu gordum.

25 Ocak 2007

Gunesli bir San Diego ve Pirasali Siveydiz



Dun yanima fotograf makinasini almayi unutmusum. Bugun gidip resimleri cekip, sizler icin bloga koydum.

Hava cok guzeldi bugun San Diego'da. Bende ofiste ki panoya "otl (out to lunch)" yazip, isyerine yalnizca bir kac blok uzakta ki okyanus kenarina attim kendimi. Bademli ve irish kremali kahvemi alip, denizin uzerinde ki uzatmada ki masalardan birine oturdum ve kavgaci martilarin seslerini dinlemeye basladim. Uzun zamandir bu sekilde kendime zaman ayirmadigimi farkettim birden. Oysa, herkesin sadece boyle kendisine ayirmasi gereken zamanlar olmali. Insanin tum dunyadan uzaklasip, bas basa kalmasi, enerji depolamasi gereken zamanlar olmali.

Buyuk bir gemi limana demirlemisti. Kruz gemilerinden biri olmaliydi, ya Hawai'ye gidecek ya Karayip adalarina yada Meksika'ya, Acapulco'ya. Yada belki de bir yerlerden gelip, San Diego'ya demir atmisti. Bilmiyorum. Ama bildigim sey, balkonlarinda ellerinde sarap kadehleriyle disari bakan kadin ve erkeklerin cok mutlu gozuktukleriydi. Biran kendime "iste bu yuzden buradayim" dedim. Burasi benim dunyaya acilan pencerem. Ben de bu limanda baska yerlere gitmeyi bekleyen gemiler gibiyim. Dunyanin baska yerlerine, baska ulkeleri gormeye, baska insanlari tanimaya, baska kulturleri ogrenmeye...

Yaklasik bir saattir buradayim. Elimde kahvem, tek basima, kadin basima oturuyorum. Hic kimse bana yan gozle bakmiyor, rahatsiz etmiyor. Herkes, bir baskasinin, kafede tek basina, kadin da olsa oturmak istemesine saygi duyuyor. Kimse benim yalniz basima oturma istegimi yani ozgurlugumu sorgulamiyor. Ne de olsa, ozgurlukler uzerine kurulmus bu ulke. Ve bir baskasinin ozgurlugune saldiri da bulunmak, cok ciddi suclardan biri burada. Oysa bu sekilde Istanbul'da oturamayali o kadar cok zaman oldu ki..

Kucuk sahil guvenlik botlari, geminin etrafini cevirmis. Belli ki gemi yakin zamanda kalkacak ve gemiye birileri son anda kacak girmesin diye bekliyorlar. Veya da son dakika da gemiden biri atlayip, kalir diye:)) Sarkida dendigi gibi: ben de bu gemilere binip, uzak diyarlara gitmek istiyorum. Ama once ise gitmem gerekiyor:)) Nasilsa tum pozitif enerjimi topladim.

============================================================
Aksam ofisten cikmadan, bloglar arasinda soyle bir dolasirken, sevgili genc meslektasim Gazoz Agacinin pirasali siveydiz yaptigini okudum. Evde hic yemek yoktu ve ne yapayim diye dusunurken, bana cok guzel fikir vermis oldu. Pirasali hic yapmamistim bu yemegi. Ben farkli olarak kuzu eti ile yaptim ve de sarmisak ekledim. Cok guzel oldu.

Ne iyi oldu bu bloglar. Artik aksama ne yemek yapacagim derdimiz de bitmis oldu:)) Tarife Gazoz Agacindan veya Corbalardan ulasabilirsiniz.

24 Ocak 2007

Sarmisakli Bulgur koftesi (Fellah Koftesi)

Sevgili Ayla'dan sarmisakli bulgur koftesinin tarifini istemistim. Hic usenmemis,
teker teker benim icin yazmis. Hem bir suru zaman harcayarak yapti, hem de yine
bir suru zaman harcayarak yazdi. Onun emegine saygi gosterip, yazisini oldugu gibi
ana sayfaya koymak istedim. Sevgili Ayla, Mersin'li. Yemek yapimi konusunda, tam
bir bas asci. Yukarida resmi gorulen ve gunde yedigimiz sarmisakli bulgur koftesi nefis
olmustu, eminim baska hic bir yerde bu kadar muhtesemini yeme sansim bir daha
olmayacak. Iste ustanin elinden Sarimsakli Bulgur Koftesinin (veya Fellah Koftesi) tarifi:
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Sarimsakli Bulgur Koftesi :

Akdeniz yoresinin sicak yaz gunlerinde soguk olarak yendigi gibi,
sicak olarak ta servis yapilir.

Koftenin ici:
2 Bardak ince bulgur.
1/4 Bardak irmik
1/4 Bardak un
1 Tatli kasigi kimyon
1 Yemek kasigi domates
1/4 Yemek kasigi biber salcasi (varsa)
1 Tatli kasigi tuz
1/2 Tatli kasigi karabiber

Pisirmek icin;
2-3 Litre tuzlu su – Buyuk boy tencere.

Sos:
1/2 Bardak zeytin yagi
1/2 Demet maydanoz
6-7 Dis Sarimsak (ortadan buyuk boylarindan).
2 Buyuk boy limonun suyu
1 Tatli kasigi nane kurusu

Koftelerin hazirlanisi:
Bulgur bir bardak ilik su ile islatilir, bulgurlar yumusayincaya kadar yogrulur. Irmik,
tuz, kimyon, karabiber, domates, biber salcasinin yarisi ilave edilir. Bulgur ve irmik
iyice ozlesinceye kadar yogrulmaga devam edilir, sonra un ilave edilir ve arada azar
azar ilik su ilave edilerek yogrulur.

Karisim iyice ozlesip top haline gelmesi kolay hale gelince, koftenin hamurundan biraz koparilarak, iki elin ortasinda, dondurulerek cubuk haline getirilir. Bu uzun parcadan
findik buyuklugunde koparilarak kucuk parcalara ayrilir. Kucuk parcalar avuc ortasinda
top haline getirilir ve en sonunda ustune bastirilarak yassiltilir. Bu yassiltma esnasinda
eger koftenin kenarlari parcalanmiyorsa karisim iyi ozlesmis demektir. Eger parcalanirsa,
biraz daha yumayincaya kadar yogrulmaga devam edilir. Yassiltilan kofteler bir tepsiye
dizilir ve uzerine un serpilerek yapismalari onlenir. Bir tencerede su tuz ilave edilerek
kaynatilir. Kaynayan suya kofteler atilir, kofteler su yuzune cikmaga baslayinca kepce
ile alinir. (Ben makarna tenceresinde pisiriyorum, pistiginden emin olunca ic tencereyi cikartinca suyu suzuluyor) Uzerine hemen soguk su gezdirip daha cok pismesi engellenir. Haslanan kofteler buyukce bir kaba konur, uzerine sosu dokulerek servis yapilir.

Sos'un hazirlanisi:
Kizdirilmis zeytinyagina salcalarin artani ve sarimsak ilave edilerek kavrulur, sonra limon
suyu, biraz karabiber ve nane kurusu ilave edilip, karistirilir ve atesten indirilirek, hemen koftelerin uzerine gezdirilir. Kofteler sosla karistirildiktan sonra, dogranmis maydanozlar koftelerin ustune dokulerek suslenir.

Kucuk notlar: Sarimsak sayisi, zeytin yagi miktari tamamen istege bagli. Cok sarimsakli sevenler daha cok, az sevenler ise daha az sarimsak koyabilirler. Sosu koftelerle
karistirdiktan sonra, zeytin yagini biraz daha soguk olarak ilave edebilirsiniz. Her yemegi
kendi olculerime gore yaptigim icin, tam miktarlari vermek zor oluyor. Kendi damak
zevkinize gore ilaveler veya azaltmalar yapabilir, daha lezzetli hale getirebilirsiniz.

Afiyet olsun. Ayla Rafferty ve Annem Naciye Candan
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

20 Ocak 2007

Hanimlar cay gunu-1








Hafta sonu cay gunum vardi. Bizimkisi Amerikan usulu Turk bayanlar cay gunu. Cogunluk calisan bayan oldugu icin, pot-luck seklinde yaptik. Yani herkes evinde yaptigi bir cesidi gune getiriyor ve ne getirecegini de onceden bildiriyor. Bu sekilde ev sahibi de yorulmamis oluyor. Gerci ben yine duramadim, bir seyler yapmaya aliskin ve pisirmeyi seven biri olarak, yaptigim bir iki cesitle icim rahat etmedi. Sonra bir iki cesit daha yaptim, son dakika da o da az gibi geldi ve iki cesit daha kattim. Sonucta misafirlerin de getirdikleri ile binbir cesitten olusan bir masamiz oldu. Neyse ki herkes olculu getirmisti de, hepsi yetti, bitti ve atilan hic bir sey olmadi.
Cok guzel bir cay gunu oldu bizimkisi. Ben, ne olursak olalim, nerede olursak olalim, nasil ve ne durumda olursak olalim, insanlarin icten, sade ve mutevazi olanini seviyorum. Sade ve samimi insanlarla cok daha rahat edebiliyorum. Belki benim ailem boyle oldugu icin, boyle bir ortamda yetistigim icin olsa gerek. Ozellikle yurt disinda, zaten surekli resmi olmamiz gereken is hayatimiz disinda, bir de resmi bir cay gunu bana cok zor gelirdi. O yuzden, hafta sonu cok guzel vakit gecirdik. Bir masanin etrafinda, sohbet sohbeti acti ve vaktin nasil gectigini anlamadik.
Her birimiz ailelerimizden binlerce kilometre uzaklikta, vatan ve aile ozlemi cekerken, bir yandan da tamamen farkli bir kulturun icinde ayaklarimizin uzerinde durma mucadelesi veriyoruz. O yuzden cogu pek cok degisik alanda calisan veya Turk-Amerikan toplumu icin bikmadan gonullu calismalarda bulunan ve ictenliklerini, mutevaziliklerini kaybetmemis arkadaslarimla gurur duyuyorum. Oturup yazilmaya kalkilsa, her birinin kitap olabilecek, mucadelelerine buyuk saygi duyuyorum.
Neyse, her ne kadar yemek fotografi cekmekten kimse ile ilgilenmedigim soylense de:)), cay servisini arkadaslarim yapmak zorunda kalsalar da:)), herkes harika bir gun gecirdigini belirtti. Yaklasik on civarinda cocugun da, kavgasiz-gurultusuz oynayip, anneleri rahatsiz etmemeleri de bizim icin ayrica bir mutluluk oldu. Iste bizim Amerikan usulu Turk bayanlar cay gunumuzun menusu:
Benim yaptiklarim:
Sarmisak soslu kofte-Mersin usulu (Ayla'dan)
Muhammara (Gul'den)
Peynirli pogacalar (Yasemin'den)
Quasadille veya peynirli tortilla borekler (Handan'dan)
Kisir (Eylem'den)
Meyva salatasi ve tatli kurabiyeler (Zeynep'ten)
Hazir yas pasta (Ifagat'ten)...

18 Ocak 2007

Yalanci Su Boregi, Kisir ve Kremali Pasta



Gecen hafta sonu genc meslektaslarimiz bize caya geldiler. Ikisi de birbirinden zeki ve bir o kadar da sade bir cift. Onlarin basarilariyla gurur duyuyoruz.

Onlara annemden, gecenlerde telefonla ogrendigim ve su siralar Istanbul gunlerinde(!) herkesin sikca yaptigi yalanci su boregini yaptim. Annem, "gercek su boreginden bile guzel oluyor" demisti. Ben abarttigini dusunmustum ama dogruymus, gercekten nefis bir borek oldu.

Yanina kremali pasta ve kisir yaptim. Pastayi ve tum susleri Mervisin onune koyup "al istedigin gibi susle diyerek" onu pastayla basbasa biraktim ve ben de Sila'yi seyrettim. Neredeyse film bitene dek, pastayi susledi. Eee sonuc bence hic de fena olmamis, siz ne dersiniz?

Tariflere, uzerlerine tiklayarak ulasabilirsiniz.

Tum ziyaretcilerime, sevdikleriyle beraber, bolca pozitif enerji depolayacaklari bir hafta sonu diliyorum.

16 Ocak 2007

Salatalar

Bugun 1 degil, 2 degil, 3 degil, tam 4 degisik salata tarifleri sunuyorum. Ye-18 etkinliginde, yedigimiz onca pilavdan ve tatlidan sonra sanirim biraz diyete girmek, aldigimiz fazla uc-bes kiloyu vermek lazim:)). Iste salatalarimiz:


Bunlardan renkli salata ve enginarli patates salatasi sevgili arkadasim Birsen'e ait. Hani dedim ya insanin "cayi koy geliyorum" diyecek kadar, samimi oldugu icten bir kac dostunun olmasi lazim hayatta. Sevgili Birsen, iste benim o dostlarimdan biri. Burada verdigim iki tarif de farkli zamanlarda onda yedigim, caydan once veya cayin yaninda ki nefis salatalar. Tarifler icin ustlerine tiklamaniz yeterli, afiyet olsun.

14 Ocak 2007

Midye Dolmasi ve Visneli Sutlac



Bu ayin etkinlik konusu pirinc ve duzenleyen de sevgili Sonia. Eminim birbirinden guzel pek cok tarif olacaktir yine. Hamarat Turk bayanlarimiz, hem becerikli ellerini ve hem de yaratici hayal guclerini kullanarak birbirinden guzel tarifler gonderecektir. Ben de bu etkinlige iki tarif ile katildim. Midye Dolmasi ve Visneli Sutlac.

Sunu itiraf etmem gerekiyor ki, midye dolmasini yaparken cok zorlandim. Midyeleri tehlikesinden dolayi, cok dikkatlice ve stres icinde temizledim. Hem de cok el oyalayici oldugu icin, cok zaman harcamak zorunda kaldim. Midyeler nasil temizlenir ve midye dolmasi nasil yapilir konularinda ki tum detaylari zeytinyaglilarda bulabilirsiniz.

Diger tarifim ise visneli sutlac. Ozellikle benim cocuklarim tarafimdan cok sevildi. Visne ayni zamanda eksimsi bir tat verdigi icin, gorunusuyle, tadi ile cok guzel oldu ve aninda tuketildi. Degisik tarifler arayanlara her ikisini de oneriyorum. Detaylar tatlilar kisminda.

11 Ocak 2007

Kore Yemekleri



Yilbasindan hemen once universiteden arkadaslarla Sevgili Kim'in evinde toplandik. Bir kac ayda bir bu sekilde toplanip, San Diego State'de ki, eski gunlerimizi aniyoruz. Sirp'li, Kore'li, Amerika'li arkadaslardan olusuyor gurubumuz (ve de tabii ben). Bu sefer universiten hepimizin hocasi Mirat hanim da vardi. Modern ve basarili Turk kadinini dunyada temsil eden en guzel orneklerden biri o. Ondan o kadar cok sey ogrendim ki. Hem bilimsel olarak hem de hayata dair. Kendisiyle, ozellikle Amerika'da ki Turkler olarak, ne kadar ovunsek azdir.

Neyse, Kim bize Kore yemeklerinden ornekler sundu. Yukarida ki ilk resim pirinc yapraklari. Kim'in hazirladigi somon baligi veya tavuk etlerini bu yapraklara sarip, uzerine soya sosu dokup yedik. Yemekler hem hafifti, hem de cubuklarla yedigimiz icin agir agir yemek zorundaydik ve cabuk doyduk:)) Boylece olabildigince az kalori aldik:)) Belki uzak dogulularin zayif olmalarinin bir nedeni de budur. Altta ki resimde ki ise nudul. Kim icine, brokoli ve kirmizi biber koymustu ve de tabii bolca soya sosu.

Yaklasan pirinc etkinliginden once pirincli yemeklere ornek olsun diye burada paylasayim istedim. Sevgilerle

10 Ocak 2007

Babagannus ve Ali Nazik


Gecen hafta sonu bol bol patlican yemekleri yaptim. Iste onlardan, birbirinden guzel iki tarif. Babagannus ve Ali Nazik. Babagannus bizim buralarda, Akdeniz yemekleri adi altinda ozellikle Lubnan lokantalarinda sunulmakta. Fakat ben henuz yemedim. Bizden farkli yapip yapmadiklari konusunda da bir bilgim yok.
Babagannus nerelidir bilmiyorum. Ama Ali Nazik bildigim kadariyla Gaziantepli. Uzerlerine tikladiginizda tariflere ulasabilirsiniz. Afiyet olsun.

8 Ocak 2007

Kremali Sebze Corbasi

Dun sabah (yani pazar sabahi) saat 7'de kilisede idik. Yok yok ibadet icin degil. Gerci kilise de bana gore kutsal evlerden biri oldugu icin, ibadette de hic bir sakinca gormuyorum. Bizimkisi ibadetin bir baska turlusu idi.

Dunyanin her tarafinda oldugu gibi, San Diego'da da sokaklarda yasayan, yani evsiz bir suru kisi var. Neyse ki burada sokaklarda yasayan cocuklar yok. Hic olmazsa devlet onlari iyi, kotu himayesine almakta. Fakat yasini basini almis kisiler, biraz ozgur birakilmis durumda. Isterlerse, devletin imkanlarindan yararlanmaktalar. Ama istemeyenler, barinma evlerinin kurallarina uymak istemeyenler ise, sagda-solda dolanmakta, istedikleri yeri mesken tutmaktalar.

Dun sabah, Tugce'nin (bilmeyenler icin kizim) Turkiye evini temsilen uye oldugu gencler gurubunun, kilise de evsizlere yemek vermek etkinligi vardi. Ben de onlar icin kremali sebze corbasi yaptim. Midelerine sicak bir sey gitsin diye. Amerika'lilarin bir kismi yeniliklere acik olmasina ragmen, oldukca buyuk bir kesimi de son derece tutucular. Ben de agiz tadlarina yakin bir sey olsun diye bu corbayi sectim. Tarifi corbalar kisminda bulabilirsiniz.

Kizimla birilerine yardim etmenin mutlulugunu yasadim dun. Normalde okula giderken binbir gurultuyle uyanan Tugce'nin de hevesle pazar sabahi 6.30'da kalkmasi beni cok mutlu etti. Nerede olursak olalim, yardima ihtiyaci olan kim olursa olsun, eger elimizden gelen bir sey varsa, etrafimiz icin o mumu yakabilmemiz lazim. O mumlarin sayisi artarsa belki dunyamiz su anda oldugundan daha iyi yerlerde olur. Sevgiyle...

6 Ocak 2007

Sandvic ekmekleri ve San Bernardino


Hala annemden kalma bazi aliskanliklari devam ettiriyorum. Yasim ilerleyince bakiyorum ki, annemin elestirdigim butun davranislarini teker teker yapmaya baslamisim. Hangi arada derede bu elestirdigim davranislari ben de kopya etmeye basladim bilmiyorum. Iste onlardan bazilari: Uzak bir yere gitmeden veya yolculuga cikmadan once illa evi temizlerim, eger kisa bir yolculuk ise eve yemek hazirlar birakirim ki donuste hazir olsun, yolculuga cikmadan once mutlaka yanima yiyecek bir seyler alirim.

Oysa her yerde fast-food'cular var, ne giderken ne de donuste yolda dur, acikinca al degil mi? Ama yok iste, aliskanlik, ya bulamazsak ya bir sey olurda ugrayamazsak, ya yolda cocuklar "aciiiz" diye tutturursa, vesaire vesaire. Hepsi bahane, aliskanlik iste. Cocuklukta kazandigimiz aliskanliklar daha cok ailelerden gorerek oluyor ve ne yaparsak yapalim o aliskanliklari atmamiz coook zor.

Bir kac hafta once, hafta sonu, kar gorme istegimiz cok agir basinca, biz de kendimizi iki saat uzaklikta ki San Bernardino daglarina attik. Gitmeden once de ne olur ne olmaz diye, ekmek makinamin tarifine gore sandvic ekmekleri yapip, peynirli sandvicler hazirladim.

San Bernardino ayni zamanda Los Angeles'a da iki saat kadar uzaklikta, sessiz, sakin, icinde bir de golu olan, bir dag kasabasi. Sakin olmasi nedeniyle, Los Angeles'ta ki sanatcilarin da hafta sonu kactiklari bir yer. Cogu Hollywood artistinin burada gole bakan hafta sonu evleri var.

Dagda ne yazik ki dogal kar goremedik. Ancak makinalarla tubing (araba tekerlegi gibi tekerlekle karda kayma olayi) icin yapilmis suni kar vardi. Biraz tubing yapip, sicak cayla sandviclerimizi yedik. Donuste surada mi yiyelim burada mi yiyelim derken, bir de baktik ki eve varmisiz. Yani sandvicleri hazirlamam bosa gitmedi:)) Demek ki eskilerin bildigi bir seyler varmis:)) Ekmek tarifini hamurislerinde bulabilirsiniz.


4 Ocak 2007

Sucuklu ve Peynirli Pide

Bayramin ilk gunu ailecek evde kahvalti yapma sansimiz oldugu icin, ben de sofrayi biraz zenginlestirmek istedim. Bu da yaptigim hamur islerinden bir baskasi. Kahvaltimizi yaptiktan sonra deniz kenarina gidip, asagida ki resimleri blogum icin cektim. Eve geldigimde telefonda komsumun biraktigi mesaj vardi: "Tuba cabuk kapiyi ac, yoksa uzerinden dumanlar tuten sicak pideleri kacirmak uzeresin". Komsumun sicak pidelerini kacirdim tabii. Ama neyseki pideymis diye cok hayiflanmadim (eger ben de yapmamis olsaydim herhalde epeyi bir uzulurdum:)). Amerika'da bile komsuluklari gerceklestirebildigimiz icin cok memnunum. Yukarida ki pideyi ben sucuklu ve kasar peynirli yaptim. Ama siz beyaz peynirli, kiymali, patatesli, vs. alternatifleri de deneyebilirsiniz. Tarif hamur islerinde. Afiyet olsun.



San Diego'ya gelene kadar hayatimda hic fok gormemistim. Yukarida ki foklar, San Diego'nun en guzel yerlerinden birinde, La Jolla'ya da kendilerine ait ozel plajlari olan sansli foklardan. Gecen hafta da ureme donemleriymis. Minik minik foklar gorme sansina eristik. Bu koca vucutlarini, o kucucuk iki el ile cekemediklerinden, vucutlarini suruyerek ilerliyorlar.


Bu plaja dogru ilerlerken arkamizda ki gurup kendi aralarinda su sakayi yapiyorlardi: "Burada yuzenler Kanadali olmali." Malum bu havada San Diego'lular icin deniz soguktur ama soguk yerden gelen Kanadalilar icin sicak olabilir. Neyse, buradan Kanada'da ki arkadaslara da selamlar, sevgiler...

2 Ocak 2007

Kiymali Gozleme veya Soganlama (Kirsehir)

Yoresel yemeklere, degisik tadlara cok merakliyim. Degisik tadlara olan bu ilgim sanirim Kova burcunun bir ozelligi olsa gerek. Bu uc gunluk tatilde epeyi bir dergi karistirma ve yemek arastirma sansim oldu. Sayfalarca yeni yemek tarifleri yapilmak uzere beni bekliyor:))
Iste hafta sonunda kahvalti icin hazirladiklarimdan biri de (degisik bir tarif olmadigini hemen belirteyim burada) kiymali gozleme. Bu tarif Lezzet dergisinden alinmakta ve dergiye gore, bu yemek Kirsehir yoresinde Soganlama olarak bilinmekte. Tarifi Hamur Isleri bolumunde bulabilirsiniz.

1 Ocak 2007

Las Vegas






Noel tatilinde Las Vegas'da idik. Las Vegas'in diger ismi Sin City yani Gunah Sehri. Cunku sabahlara kadar bu sehirde, kumar oynanir, sovlar seyredilir, icki tuketilir, kazanilir, kaybedilir, elektrik tuketilir, acik bufelerde tika basa yemek yenilir, vs. vs. vs.

Bizim kumar oynamayan, cocuklu bir cift olarak Las Vegas'i tercih etmemizin en onemli nedeni, otellerin kaliteli, fiyatlarinin uygun olmasi ve cocuklar icin bir suru bedava sovun bulunmasi. Bir digeri de, oldukca ekonomik fiyatlari olan acik bufelerden yararlanmak:)).
Colun ortasinda, kus ucmaz, kervan gecmez bir yerde Las Vegas'in kurulusu da oldukca ilginctir. Mafya babalarinin, kumarhane acma istegi uzerine 1940'li yillarda, kendilerine Los Angeles'a yaklasik dort saat uzakliktaki bu col yeri gosterilir. Burada filmlere de konu olmus bilinen ilk otel Flamingo'dur. Biz de orada kaldik. Cunku Las Vegas eglence yerinin tam ortasinda. Diger otellere ise yurume mesafesinde. Flamingo oteli 1946 yilinda acilmis. Ismini de mafya babalarindan Siegel'in sevgilisinden almakta. Siegel'in sevgilisinin cok guzel uzun bacaklari varmis ve bu yuzden sevgilisinin ona taktigi isim de Flamingo imis. Ne yazik ki Siegel'in sevgilisi Flamingo, otelin yapimi sirasinda epeyi bir parayi, sozum ona otelin dekorasyonu icin yaptigi, Isvicre ziyaretleri sirasinda banka hesabina aktarmis ve butcede ki bu acik da hic bir seyden haberi olmayan Siegel'in diger ortaklari tarafindan oldurulmesine neden olmustu. Iste gunah sehrinde ki Flamingo'nun kurulusu boyle kanli olmustur.
Gelelim yukarida ki resimlere, ilk resim Bellagio otelinde ki su gosterisini gostermekte, ikinci resim Excalibur oteli, ucuncu resim Bally oteli ve Paris otelinin Eyfel kulesi, dorduncu resim Excalibur'un gece isikli hali ve besinci resim ust gecitten New York-New York oteli, arka mekanda ise Paris otelinin Eyfel kulesi ve ana cadde.