
Gecen yaz annemin, bahcesindeki taze sebzelerle yaptigi kuzu guvecin tadi hala damagimdadir. Bu yemeklerin uzerinden neredeyse bir yil gecti. Ama hatiralari bitmedi. Canim annem ve babamla bu yemekleri, babamin minik el radyosundan gelen turkulerin esliginde yerken, biliyordum ki o sayili gunler de gecip gidecekti. Her ne kadar bu yemeklere bakarken, yuzumde gulumseme olusuyorsa da, ayni zamanda onlarla beraber olamamanin acisi yuregimi yakiyor. Yuregimdeki vicdan azabi ise hic ama hic bitmiyor.
Annem Refiye Turan, gelmis gecmis bildigim en iyi ascidir. Annemin Fehme babaannesi (Allah rahmet eylesin), koyun en guzel yemek yapan kadiniymis. O yuzden koy dugunlerinde yemek yapmasi icin cagirilirmis. Fehme babaanne, dugunlere giderken sari kuzusu annemi de hep yanina alirmis. Canim annemde, babaannesinden ogrendiklerini unutmamis tabii. Meraki ile ogrendiklerinin uzerine surekli ilaveler yapmis.
Ihlamur Yapragi Dolmasini ise ilk defa annemden ogrendim. Bu kadar yemek kitaplari okumama ragmen annemin bilgisi beni her seferinde sasirtiyor. Yemek tariflerini takip etmek, annemle aramda tatli bir rekabet haline geldi. "Bir yede bak" dedi. "Ihlamur yapragi nasil da guzel bir koku veriyor dolmaya". Gercekten de oyleymis. Ellerine saglik canim annem. Allah, senin ellerinden daha nice yemekler yememizi nasip eder insallah...

Son bir ayda, hayatimin hic bir doneminde ogrenemeyecegim kadar hayat tecrubesi edindim. Simdi bu yazilari yazarken TV'de, Karayilan'da kadin oyuncu benim yasadiklarimi soyle ozetliyordu: " Gaypak adami omur boyu bilemezsin, ama yigit adami gorur gormez anlarsin".
