Bu ayin etkinliklerinden birini Yesim duzenliyor. Cok guzel bir konu secmis. Dogrusu ben zorlanmadim. En az 500 yillik gecmisi olan Karadenizli bir aileden geldigim icin, benim derdim daha cok 'acaba hangi yemegi yapsam' oldu. Ustelik de, birbirinden nefis Karadeniz yemeklerini yedigim, harika bir yaz tatilinden geldikten sonra. Neyse, Yesim'e simdiden kolayliklar diliyorum ve tariflerime geciyorum. Trabzon'un meshur mihlamasi, gerci bizim oralarda daha cok muhlama diye soylenir. Muhlamayi sabah yiyip, cay kirmaya yada findik toplamaya gittiginizde bir daha aksama kadar acikmazsiniz:))). Mihlama icin, Trabzon'un tekerlek peyniri veya diger ismiyle Trabzon corek peyniri kullanilir. Artik Istanbul'da da, bu peyniri rahatlikla bulmak mumkun. Ben gelirken, gumrukteki gorevlilere aldirmadan, Uskudar'da ki carsidan aldigim bir kac tane tekerlek peynirini getirmeyi basardim.Hazir sirasi gelmisken, mihlama ile ilgili bir animi da eklemeden edemeyecegim. Bir kac yil evvel annem bizi ziyarete geldiginde, onu San Diego'nun guzel Italyan lokantalarindan birine goturduk. Baslangic yemegi olarak da, polenta diye, icinde degisik peynirler olan bir cesit istedik. Yemekler geldi, polenta olarak da karsimiza bizim artik her gun yemekten biktigimiz mihlama gelmesin mi? Dursun'un fikrada silahini cekip, fasulyeyi vurdugu gibi, biz de polentayi vurmadik tabii, ama anacigimin dilinden de kurtulamadik; ona koca San Diego'da yedire yedire yine muhlama yedirmistik:))
Sumur: Misir ekmeginin uzerine minci peyniri (tuzlu lor peyniri) konulur ve uzerine de eritilmis nefis ev yapimi tereyag gezdirilir. Sicak sicak yenilir. Yukarida ki sumuru, dayimin gelini Aynur yapti. Misir ekmegi odun atesinde kuzinede pisti. Tereyagini yine kendisi evde yapti. Cayin yaninda, nefis bir sofraydi dogrusu!Blogumda ki diger Karadeniz yemek tarifleri ise su sekilde:
KUYMAK
Bu yemege misir unu kuymagi da derler. Karadenizin caliskan kadinlari, sirtlarinda 50 kilo agirligindaki cay sepetlerini tasiyip, fabrikaya teslim ettikten sonra, o yorgunlukla eve gittiklerinde oldukca kolay olan bu yemegi yapar, cayla beraber veya da yayik ayrani ile beraber yerler.
Evlenene kadar, her hafta mutlaka ama mutlaka karalahana yemegi bizim evde pisirilirdi. Belki o kadar cok karalahana yedigimden yada bu kokuyu asla burnumdan silemedigimdendir:)), evlendigimden beri bir kere bile karalahana yemegi yapmadim. Gecenlerde annemi arayip, tarifini istedigimde annem neredeyse saskinligindan telefonun obur ucunda bayiliyordu. Tarifi aldim, yaptim ve sizler icin de buraya koydum. Tarih: 1.Subat.2007
karalahananin corbasina derler. Bunun icin bir kudalinizin olmasi lazim. Malum eskiden, hele de karadeniz de, mikser, robot ne gezerdi. Insanlarda agac dallarindan kudal yaparlardi ki, karalahanayi cirpabilsinler. Tarih: 1.Subat.2007
DEDEMIN DEDESININ SERANDERI:Tabii simdi bu resim icin ne alaka diyebilirsiniz. Ama madem ki konu Karadeniz, eklemeden edemedim. Bu serander, en az 100 yillik. Dedemin dedelerinden kalma. Karadeniz'de kimse tarlasini satmadigi gibi, dedelerinden kalma evlerini, hatta seranderlerini bile yikmazlar. Gidip, tarlasinin baska bir kosesine yenisini yaparlar, ama atalarina saygisizlik olur diye dusunduklerinden eskileri asla yikmazlar. Cocuklarina, torunlarina da hep ayni bilinci asilarlar. Tariflere, uzerlerine tiklayarak ulasabilirsiniz.